Gözlerinde Kurulmuştu Sarmaşık

İki avucunu birbirine sürtüp iyice ısıttı. Göz kapaklarının üstüne yavaşça koydu. Ağırlaşan gözleri uykusunu geri getiremiyordu. Yorgunluk yorganı olmuştu, yastığı yoktu… Kirpik dipleri kaşınıyor, gözlerini avuşturuyor; yine de uyuyamıyordu. Saat sabahın beşi. Yatağında beş saattir dönüp durmuştu. Aklındaki düşünceler bir türlü paydos vermiyordu. Yaklaşık bir aydır uyku sorunu vardı; çözümünü bulamıyordu. Çözümü erken uyumak veya aldığı kafein miktarını azaltmak değildi, başka bir şeydi bu. İçini karıncalayan bir duyguydu, beyninin rüya kanallarına girmesine engel olan…

Adlandıramıyor, anlamlandıramıyordu. Değişik duyguların bedenini sarmaşık gibi sarmasını hissettiği anda yataktan doğruldu. Biraz geç olmuştu, ilk dersine de gidememişti; ancak kim takardı? Yarın giderdi kesin. Hayatın bir sebep ve sonuçtan ibaret olmağını anlamalıydı. Komodinin üstündeki aynadan kendini gördü. Yüzündeki somurtuk ifadeyi yapma bir gülücükle boyadı. Burnuna yan yatakta yatan arkadaşın içtiği sigara kokusu geldi. “Günaydın” dedi, dönerken sırtını ona. Bir cevap vermesini beklemedi. Uzun zaman önce bırakmıştı o alışkanlığı… Üstündeki pijamalarla yurdun katlarında bir tur attı. Koşmak istedi, hızlanmak ama hiç durmamak… Zamanın bir yerinde asılı kalmak değildi isteği aslında. Ötesine geçmekti. Kesik kesik anılardan oluşuyordu yaşamı sanki. Aramadı kimseyi. İç sesini dinlemek istedi.

Odasına döndü, kazağını paltosunu geçirdi üstüne. “Bugün nereye?” dedi arkadaşı. “Ayaklarımın beni götürdüğü yere”, dedi gülümseyerek. “Akşam gelecek misin? Yalnız kalmayayım.” Belki,” diyebildi. Rotası yoktu. Eşikten adımını attı, kemanın telleri gibi gerilmişti kasları. Bir çay aldı kendine. Yokuştan inerken çayın dökülmesine aldırış etmedi. Yürürken bir eliyle yol kenarındaki ağaç yapraklarının üzerini okşadı. Yaprakların verdiği hışırtıdan, dikenlerin battığı ellerinden hoşnuttu. Sarmaşıklı, siyah beyaz bir binanın önünden geçerken fark etti boş bir bank. Kimsenin sahiplenmediği o bankı sahiplenmek istedi. Oturdu üstüne. Üstündeki sorumlulukları, ödevleri ve işleri düşündü. Çantasını bir kenara koydu. Vicdan yapıp içine üç beş kitap koymuştu. Açmayacaktı kapaklarını. Dem sesinin geldiği yöne doğru çevirdi kafasını. Nereden geldiğini merak etmemişti. Soğuyan çayından son bir yudum daha aldı. Kendi kendini cezalandıran da, ödüllendiren de oydu. Özgürdü…

Fotoğraf Öznur Derya Değirmencioğlu

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s